Milliyetçilik, Ulusalcılık, Kavmiyetçilik, Asabiyet ve Ayrışma Üzerine (I)
   
Yazar :Mustafa KÜÇÜK
Tarih :23/4/2013
Okunma Sayısı :3777

 Milliyetçilik, Ulusalcılık, Kavmiyetçilik, Asabiyet ve Ayrışma Üzerine (I)

 Milliyetçilik/Asabiyet Nedir?

Asabiyet Arapça bir kelime olup ‘asabe’ kökünden türetilmiştir. Bu kelime

‘kuvvet, şiddet, damar, sinir’ anlamlarına geldiği gibi baba tarafından akraba olanlar, bir kimseye yardım eden akraba takımı anlamlarına da gelmektedir. Ayrıca birbirine bağlamak, raptetmek, sarıp sarmalamak anlamlarına da gelir.

Fıkıhta ise Eshab-ı feraiz hisselerini aldıktan sonra geri kalan terekeyi alan kimse veya babası ve çocuğu olmayan kimseye varis olan anlamındadır.

İbn Manzur’a göre asabiyet her seviyede topluluk, baba tarafından gelen akraba, boy, kabile, kavim, soy, birlik, grup, sürü ve bu şeyleri bir arada tutan sınır ve ayrıca himayecilik, koruyuculuk ve savunuculuk anlamındadır.

Istılahta ise ‘asabiyet’ aile, sülale, soy, boy, kabile, kavim, cinsiyet, milliyet, devlet, cemaat, cemiyet, ırk vs. gibi şeylerle öğünmek, iftihar etmek, savunmak, bu şeyleri ayırıcı ve üstün kılıcı bir meziyet olarak görmek, sevgide ve yergide bu şeyleri ölçü almak anlamlarına gelir.

Ayrıca asabiyet bir ırkçılık olup insanların toplumsal özelliklerini dirimbilimsel, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren bir öğretidir.

Asabiyet ya da güncel anlamıyla milliyetçilik maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışından başka bir şey değildir. Bu bağlamda asabiyet çağdaş şekliyle ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm olarak da çıkar karşımıza![1]

Asabiyet tarihi seyir içinde farklı anlamlar kazanmış olup insanlar değişen zaman ve şartlara bağlı olarak farklı asabiyet ve taassup şekilleri sergilemişlerdir. Örneğin, cahiliye asabiyeti ile bu günkü modern ulus-devlet asabiyeti aynı olmadığı gibi, şehirli ile bedevi toplumun asabiyeti de birbirinden farklıdır.

Asabiyet tutuculuk, körü körüne savunuculuk veya koruyuculuk gibi anlamlar taşıdığına göre tarihi süreç içinde asabiyeti salt ırkçılıkla ya da milliyetçilikle açıklayamayız. Örneğin, İslam öncesi Evs ve Hazreç kabilesi arasında meydana gelen ve yüz yirmi yıl süren ‘Buas Harpleri’ aynı ırka ve boya mensup iki Arap kabilesi arasında olmuştur. Biz bu asabiyeti kesinlikle sadece kan bağına bağlı soy-boy ırkçılığıyla açıklayamayız.

Kısacası İslamiyet, sadece bu günkü dar anlamıyla bilinen kan bağına ve kafatası şekline dayalı aile, soy, boy, kabile ve kavim asabiyeti olan şovenizmi değil ayı zamanda renk, ırk, ulusalcılığın zorunlu kıldığı ulus ve cinsiyet, dil, tarih, kültür birliği asabiyetini ve ayrıca ‘takva’nın önüne geçen mezhep, meşreb asabiyetini de yasaklamıştır.

Ve bir kimse siyasi ve kelâmi mezhepler tarihini incelerse bu ümmetin sadece bu mezhep ve meşrep asabiyetinden neler çektiğini ve halen de çekmekte olduğunu görecektir.[2]

Modern ulus-devlet anlayışında ise daha çok dil, tarih ve vatan birlikteliğine bağlı ulusalcılık, soy, kan ve ırk bağına dayalı dar milliyetçilik, renk ayırımına bağlı tarafgirlik asabiyeti öne çıkmaktadır.

Ayrıca, ideolojik asabiyet de yine bu modern ulus-devlet yapısında var olan bir asabiyet türüdür. Bu tür ideolojik asabiyet, özellikle sömürülen İslam coğrafyasında halkları ayrıştırmak ve sömürünün devam etmesi için kullanılan önemli bir enstrümandır.

Bundan başka, İslam coğrafyasında ise asabiyet, daha çok mezhep-meşrep, farklı tarikat ve hiziplerin taassubu, gayreti, savunuculuğu ve koruyuculuğu şeklinde kendini göstermektedir. Anlayış farklılıklarının sebep olduğu bu tür mezhep-meşrep gayreti, öncelikle İslam’a değil de kendi anlayış ve çizgisine veya tarikat ve meşrebine davet etme gayret ve taassubu neticesinde oluşan bir asabiyet türü olup İslam’ın önermediği, olumlamadığı bir asabiyet şeklidir ki bu gün İslam coğrafyasında maalesef çok yaygındır.

 

Bu tür asabiyet sahipleri aslında farklı anlayışları birer ideoloji olarak algılamakta ve herkes sahip olduğu kendi anlayışıyla övünmekte ve sadece bu anlayışı savunup bununla rahatlamaktadır. Bu ise gerçekte bu ümmet için çok ciddi tehlikeler oluşturmakta ve belki de ayrışmanın en temel nedenini teşkil etmektedir.

Asabiyet aslında birilerini ötekileştirmektir ve haksız da olsa kendi hizbinden, ırkından, kanından, kabilesinden, mezhep ve meşrebinden olanın tarafında olma, her durumda onu savunma gayretinden başka bir şey değildir.

Dahası asabiyet, kendini, kendi anlayış ve çizgisini, milliyetçilik ve ulusalcılık adına kendi kültürünü, değerlerini, dilini ve anlayış biçimini birilerinden üstün ve farklı görmektir.

Bu tür bir asabiyet aslında insanlık ailesini ayrıştıran ve şanı yüce Allah’ın da şiddetle yasakladığı bir durumdur. Bu bir bakıma birinin kendi milletini, dil ve kültürünü, boy ve kabilesini başka bir milletle, dil, kültür, kabile, soy-sop, mezhep ve meşrep ile karşılaştırmasıdır.

Karşılaştırma o kadar çizgi dışına taşar ki üstünlüğün kan bağına, aşiret, milliyet, kültür mezhep ve meşrebe bağlı olduğu vurgulanır hep! İş ‘Muhtaç olduğun asalet, üstünlük ve kudret damarlarında ki asil kanda vardır!’ noktasına kadar götürülür. Bu kan diğer kanlardan nasıl ve ne açıdan farklıdır acaba? Biyolojik açıdan düşünüldüğünde acaba bu farklı kan, hasta olduklarında diğer uluslardan bireylere verilebilir mi?

Gerçi modern ulus-devlet bilincinde bir bakıma herkes kendi kanıyla meşgul olmakta, kendi töreleriyle öğünüp durmaktadır! Başkaca kan istemeyiz; biz-bize yeteriz demektedir diğer uluslar!  Bu sapkın ve Kur’an’ın kesinlikle olumlamadığı, onaylamadığı düşünüş biçimiyle insanlık, gereksiz ve kuru bir avuntu, boş bir gurur ve kibir, dahası ham bir kuruntu ve hayalin peşine takılıp gitmektedir böylece! Oysa insanlık bu tutumuyla farkında bile olmadan yeryüzünde insanlık ailesini ayrıştıracak sakat bir düşüncenin içine dalıyor!

Hiç kuşku yok ki insanlığın ayrışmasına neden olacak en tehlikeli asabiyet kan ve kabile, boy ve ırk asabiyetidir ve bu asabiyet türü tarih boyu farklı şekillerde ortaya çıkmıştır.

Bu aslında birinin kendini, mensubu olduğu kabilesini ya da milletini başkalarından farklı ve üstün görmektir. Oysa şu bilinen bir gerçektir ki hiç kimsenin şu ya da bu kabilede, aşiret veya soy-boy içinde doğma özgürlüğü ve seçeneği yoktur. Öyleyse bu üstünlük nereden gelmektedir? Şu ya da bu kabilede doğan birinin kanı diğer kabilede doğan birinin kanından ne açıdan farklıdır? İşte tüm bu sorular yanıtsız kalmakta ve alken de asabiyetin yanlış, temelsiz, gereksiz bir kuruntu ve şeytanın bir hilesi olduğu gayet açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Aslında kan, ırk, boy ve aşiret bağına dayalı asabiyet, emperyalistlerin ümmet coğrafyasında ulus-devlet bilinci yaratarak ümmetin ayrışmasını sağlamak için kullandıkları çok tehlikeli bir yöntemdir/enstrümandır.

Örneğin, yeni bir ulus bilinci oluşturmak için dillendirilen ve Arap milliyetçiliğini vurgulayan ifadelere bir bakalım: “Hayatta yegâne varlığım ve servetim Arap olarak doğmaktır. Mısır tarihte Arap idi, şu anda da Arap’tır ve ebediyen de öyle kalacaktır. Ben her şeyden önce bir Arap milliyetçisiyim. Böyle doğdum, böyle de öleceğim. Arap birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Arap birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasılları Arap birliğiyle açacaktır. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Arap’ın varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecektir! Yüksel Ey Arap! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur!”

Oysa şanı yüce olan Allah insanlık ailesini birleştirmek için her türlü asabiyet düşüncesini yasaklamış ve tefrikadan sakınmamızı bizlere emretmiştir. Nitekim Allah şöyle buyurdu: "Hep birlikte Allah'ın ipine/sizin için yeryüzüne indirmiş olduğu kitaba sımsıkı sarılın. Parçalanıp hizipleşerek ayrı-ayrı çizgiler oluşturarak ayrılmayın ayrışmayın ve bölünüp parçalanmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de O kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun nimeti/rahmeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola erişesiniz."  Âl-i İmran Suresi: Ayet 10

Aslında tüm bu savrulmaların altında yatan gerçek elbette Allah’ın yol gösterici kitabından uzak bir zihin inşası yatmaktadır. O kitabın hakemliği olmadan insanlık ailesi parçalanacak ve sonuçta savaş ve gözyaşı kaçınılmaz olacaktır.

 



[1] Abdullah Yeğin, Osmanlıca Türkçe Lügat

İslami Hareket/Anadolu II, Mustafa İslamoğlu

[2] İslami Hareket/Anadolu II, Mustafa İslamoğlu

Haber Yorum Yaz Yazılan Yorumları Oku

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Kur an ı Doğru Anlayabilmek İçin
Bir Mü min Neler İçin Fedakârlıkta Bulunabilir/Bulunmalıdır?
Çeşitli Vesilelerle Kuran Okuyup Elde Edilen Sevabı Bağışlama Üzerine
Küçük Maxasato’nun Zihnini Kuşatan Sorular!
İki Ayrı Toplum, İki Ayrı Millet
Entellektüellik Adına Hadisleri İnkar Etmek Hastalığı
Bir Kimse hem Müslüman ve Hem de Marksist vs Olabilir mi?
Zulüm Nedir ve Kimler Zalimdir?
Parayla İmanın Kimde Olduğu Belli Olur mu?
Suriye Direnişi Üzerine
Laik Sisteme Eleştirel Bir Yaklaşım
Yeni Bir Tarih Bilinci İnşa Etmek Bir Zorunluluktur
Eğitim Ve Global Sömürü İlişkisi
Bürokratik Oligarşi ve Empati Kurabilmek
Deizm Nedir? Günümüzde Deist Müslümanlar
Devlet Nedir? Devlet ve Siyasal Sistem İlişkisi Üzerine
Putperestlik/Paganizm Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Tevhit Üzerine (1)
Tevhit Üzerine (2)
Kelime-i Tevhid’in Anlamı (La İlahe İllallah)
İntihar ve Sabır ilişkisi İntihar Etmenin Hükmü
Dogma Nedir? Farklı Düşünmek Erdemli Bir Tutum mudur?
Cumhuriyet Türkiye’sinde Öteki Olmak?
KÜRT DEVLETİ Mİ YOKSA...
İslam Bilgeliğe ve Hikmete Karşı mıdır?
Güya Anti-faşist Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğrencilerinde Faşist İzler
Diyalektik Üzerine
Noel Ve/Veya Yıl Başını Kutlamak
İslam Ve Batı Felsefesi Üzerine Küçük Bir Değerlendirme
Dört Erkekle Evlilik Üzerine Kadınlar Neden Dört erkekle Evlenemezler?
Eğitimde Sorun Çözümlemede Sıra dışı Bir Yöntem
Kiralık Hocalar Enkazında Özgürlük Arayışı
Din Adamı mı Yoksa Dininin Adamı mı olmak
Siz de Atalar Dininden misiniz?
Kur’an’ın Tarihselliği Üzerine
Milliyetçilik, Ulusalcılık, Kavmiyetçilik, Asabiyet ve Ayrışma Üzerine (I)
İslam’ın Kavim ve Kabile Gerçeğine Bakışı (2)
Ulusalcılık/Milliyetçilik/Asabiyet: İmanın ve Teslimiyetin Önünde Ciddi Bir Engel (3)
Akiller Toplantısı Üzerine
Esed Askerinin Kalbini Kim Dişledi?
Kur’an’a Göre Millet
Suudi Zengininden On Bin Dolar!
Demokrasi Oyunu
Emek Mezhebinin Kurucusu R. İhsan Elaçık a
Marksist Birine Cevap
Demokrasi Eleştirisi (I)
Demokrasi Eleştirisi (II)
UZUN ADAMI ACIMASIZCA ELEŞTİRMEK
İnzivaya Çekilmek Kalabalıklar İçinde Yalnızlığa Bir Panzehir
Kutsal Üçlü: Vatan, Bayrak ve Devlet
Kur an Müslümanlığı Üzerine
Korkularımızın Gölgesinde Özgürlük Arayışı (I)
Seçimlerde oy kullanmanın hükmü nedir?
Korkularımızın Gölgesinde Özgürlük Arayışı (II)
Yersiz Korkulardan Kurtulabilmenin Yolu nedir? (III)
AKP’YE KARŞI MHP-CHP İTTİFAKI VE AKP’NİN SİYASAL DURŞU
TEKFİR ETMEK YANİ ŞU VEYA BU KİMSE KAFİRDİR DEMEK
Kendi Kutsallarıyla Çatışan Sözde Özgürlükçü Demokratlara
İnzivaya Çekilmek
Ölüm Gerçeği Ve Kabir Ziyareti
Partiler… Belki de Ülkemizde Kısır Tartışmaların Asıl Nedeni de Budur?
Dikkat! İzleniyorsunuz…
İNSANLAR ÜÇ GRUBA AYRILIR...
İLAHİYATÇILIK BİR MESLEK MİDİR?
Kesin Ayrılık
TÜRK DEMOKRASİSİNİN YAKIN TARİHTE YAŞADIĞI BİR ÇELİŞKİ
ULUSUN KUTSALI: BAYRAK
Soma daki Ölümler Üzerinden Kirli Siyaset
Eğitim Felsefesi Ve Uygarlık Sorunu
Türkler Türkleri Arkadan Vurunca
Batının Ütopyası, İslam’ın Gerçeği
ACABA SİZCE KİM TERÖRİSTTİR?
CHP ADAYI EKMEL BEYE
Dini Siyasete Alet Etmek Veya Din-Devlet İşlerini Ayırmak
Yenilgi ve Zafer, Zenginlik ve Fakirlik: Diyalektik Kıskaçta İmtihan
Seçici Olmak Ve İslam Hukuku
İslam’da Güzel Ahlak ve Devlet İlişkisi
GEÇİMLİ BİR KOCADAN ALLAH İÇİN GEÇİM DERSİ
GERÇEK ALİM KİMDİR?
BU NE BİÇİM VALİ BÖYLE?
TASAVVUFTA CEZBE, VECD VE İSTİĞRAK HALLERİ
Âlim ve Cahil
EY YOLCU! DUR VE DİNLE!
GÖZÜNÜ SALT DÜNYA HAYATINA DİKMEK

YAZARLAR
İshak BIÇAKCI
 YENİ NESİL DİN DİLİ
Mustafa ÖZTÜRK
 Kendi Milletine Silah Sıkan Alçaklar İdamla Yargılanmalı ve Asılmalıdır!
Mustafa KÜÇÜK
 UZUN ADAMI ACIMASIZCA ELEŞTİRMEK
Bünyamin ÇETİNKAYA
 GENEL BAŞKAN OLSAYDIM!
Nazım KURUCA
 BİR BAŞARININ ÖYKÜSÜ: BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ
Yakup ALTIYAPRAK
 GÜNAY ÇAKIROĞLU
Sefer ÖZKAYA
 CEP TELEFONUN ZARARLARI
Feyza ALİUSTAOĞLU
 YEŞİLGİRESUN BELEDİYE SPOR-FİNAL GENÇLİK MAÇI: MAZERETİ OLMAYAN YENİLGİ
Şenol SANCAK
 Kan Çiçekleri
Mehmet FATSA
 Görele nin Kimliğini Temsil Eden Tarihi Eser:Hasan Ağa Cami
Bünyamin ÇETİNKAYA
 BİLEMİYORUM…
Suat HAKTANADAM
 GİRESUN KALESİ ATAPARK’A YUKARIDAN BAKIYOR
Mustafa ÖZDEMİR
 AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR
Mustafa TÜRKMEN
 BİYOTEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ KURULUYOR!
Kazım Özer KESKİN
 Başka çaremiz yok…
12
 
Haberci 28
E-mail:
bilgi@haberci28.com  web: www.haberci28.com