İslam’ın Kavim ve Kabile Gerçeğine Bakışı (2)
   
Yazar :Mustafa KÜÇÜK
Tarih :28/4/2013
Okunma Sayısı :3643

 İslam’ın Kavim ve Kabile Gerçeğine Bakışı  (2)

 Şurası açıktır ki İslam kavim ve kabile gerçeğini asla inkâr etmez. Öyleyse hiç kuşkusuz kavim ve kabile gerçeği vardır ve bunu inkâr edip yalanlamak ise Kur’an’la çatışmak, İslam çizgisinin dışına çıkmaktır.

Nasıl ki aynı tür meyvenin ve hayvanın bile farklı versiyonları varsa insan topluluklarının ve ırklarının da farklı kavim ve kabileler halinde olması gayet doğaldır. Allah Kur’an’da bu gerçekliğe vurgu yapmış ve bunun bir övünme, ayrışma ve üstünlük vesilesi olarak algılanmamasını salık vermiştir.

Üstünlüğün kan, ırk, kabile ve mezhep-meşrep gayretine bağlı olmadığı aksine üstünlüğün takvaya yani Allah’ın sınırlarını korumaya, haddi aşmamaya dayalı olduğu şiddetle vurgulanmıştır.

Yaratıcı insanların böyle kaypak bir zeminde farklılıkları üstünlük ve meziyet aracı haline koyacaklarını bildiğinden, kabile ve kavim gerçeğini vurgularken özenle insanlığın aynı anne ve babadan yaratıldığını, sonra kavim ve kabilelere ayrıldığını ve dolayısıyla temelde aynı asıldan geldiğimizi, yaratıcımızın bir olduğunu ve üstünlüğün kavim, kabile, mezhep ve meşrepte olmadığını; aksine üstünlüğün Allah’ın ölçülerine daha hassas biçimde uyanlara ait olduğunu özellikle beyan edilmiştir.

Allah’ın insanları kavim ve kabileler halinde yaratması kuşkusuz, tanışma, yaklaşma, iletişim kurma, anlaşma ve barışık yaşama hikmetine bağlıdır. Yoksa Allah, insanlığı farklı kabile ve kavimler halinde yaratarak onların ayrışıp birbirlerine yabancılaşmasını, farklılıkların üstünlük haline getirilerek kavimler arasında kin ve nefrete dönüşmesini asla dilememiştir.

Nitekim şanı yüce Allah şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her şeyden hakkıyla haberdar olandır.”

Hucurat Suresi: Ayet 13

Yukarıdaki ayet bize, asıl üstünlüğün kan, kabile ve kavim gayretiyle olmadığını; üstünlüğün en çok Allah’ın sınırlarını gözetmekle yani takva bilinciyle olabileceğini beyan etmektedir. Farklı kavim ve kabileler halinde yaratılmamızın nedenini ise tanışmak, bir araya gelmek, iletişim kurup kaynaşmak için olduğunu beyan etmektedir.

Ayette geçen tanışma bildik anlamıyla insanların birbirleriyle tanışmalarını içerdiği gibi ayrışmamayı, yakınlaşmayı ve bir araya gelip kaynaşmayı da içerir. 

Peki, sizce insanlar birbirleriyle neden tanışırlar ki? Her halde insanlar ayrışmak, birbirlerine üstünlük taslamak, kavim ve kabileleriyle övünmek için değil, aksine birbirlerini daha iyi tanımak, dertleşmek ve yardımlaşmak için tanışırlar, değil mi? Bilineceği üzere, iyi niyetlerle yapılan her tanışma genel olarak yakınlaşmayı da beraberinde getiren bir olgudur.

Bu yüzden Allah, insanlığı farklı boy, kavim ve kabileler halinde yaratmasını bu gerekçeye dayandırırken, birilerinin kalkıp bunları üstünlük aracı haline getirmesi ne kadar doğru, ne kadar gerçekçi ve Allah’ın rızasına ne kadar muvafıktır? Bunu sizin takdirlerinize bırakıyorum.

Yine yüce Allah başka bir ayette insanlığın atasının aynı olduğunu vurgulamış ve farklılıkları ayrışma, övünme ve üstünlük vesilesi haline dönüştürmenin ciddi bir sapma olduğunu şöyle beyan etmiştir.“Ey insanlar! Sizi bir tek candan yaratan, ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar var eden Rabbinize karşı gelmekten çekinin.” Nisa Suresi: Ayet 1

Bu şekilde yüce Allah üstünlüğün kan, boy, kavim ve kabile veya soy-sopa bağlı olmadığını vurguladıktan sonra, sadece iman edenlerin, Allah’ın ölçülerine uymakta titiz davranan takva sahibi kimselerin kardeş olabileceklerini ilan etmiştir.

 

Aynı soydan bile olsa Allah’a karşı gelen, zorba, istemlerinin tutkunu ve zalim kimselerin aynı kabile, soy-boy, kavim ve hatta aynı anne babadan da olsa kardeş olamayacaklarını vurgulamıştır. Bu ayetin hükmü açık ve nettir.

Etrafımızda da kısa bir gözlem sonucu bu kanaate varmamız zor değildir aslında. Bir bakarsınız ki aynı anne babadan olduğu halde iki kardeşten biri heva ve hevesini ilah edinmiş, zorba, Anne babasına karşı aşırı ve sınır tanımaz iken, diğer kardeş ise oldukça mütevazı, alçak gönüllü, erdemli, dürüst, vefalı ve saygılıdır. Şimdi bunlar aynı anne babadan doğan iki kardeş bile olsalar onların bu kan birlikteliği onları kardeş yapmaya yeterli neden olabilir mi dersiniz?

Bu durumda hiç kimse, bu iki insanı aynı değerlendirmeye tabi tutmaz, tutamaz. Benim kardeşim veya benim kabilemin adamı zalim bile olsa yine de ben onun yanında yer alır ve onu desteklerim demek büyük bir zülüm ve haksızlıktır.

Böylece Allah, kardeşliği kan bağına, aynı aşireti paylaşmaya değil, aksine Kitaba bağlı kalmaya dayandırmıştır.

Yine bu konuda yüce Allah bir başka ayette ise şöyle buyurdu: “Mü’minler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’tan korkun ki size rahmet edilsin.”

Hucurat Suresi: Ayet 10                     

Hiç kuşkusuz İslam ümmeti doğruluk ve adalet, takva ve merhamet üzerine gönül birlikteliği yapan insanların oluşturduğu rabbani bir ümmettir. Burada amir yalnızca Allah’tır. Kullar ise konumları gereği O’nun emirlerine uymakla yükümlü memurlardır. Kimsenin kimse üzerinde egemenlik kuramadığı rabbani bir toplumdur bu toplum!

Şanı yüce olan Allah buyurdu: “Ümmetiniz tek bir ümmettir. Allah’tan korkun ki size rahmet edilsin.” Enbiya Süresi: Ayet 92

Allah’ın mübarek elçisi de, sevginin yerine kin ve nefreti, ayrışıp uzaklaşmayı salık veren cahiliye asabiyetini yasaklamış ve bu konuda şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız da birdir. İyi biliniz ki hiç bir Arap’ın Arap olmayana, hiçbir Arap olmayanın Arap olana, hiçbir beyazın siyaha, hiçbir siyahın da beyaza ‘takva- Allah’ın ölçülerine uyma’ dışında bir üstünlüğü yoktur. Kuşkusuz Allah katında en şerefliniz Allah’tan en çok korkanınızdır. Tebliğ ettim mi? ‘Evet ey Allah’ın Resulü tebliğ ettiniz.’ cevabı üzerine Öyleyse burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsınlar.”

Yine Allah’ın o temiz elçisi Mekke’nin fethi gününde aynı konuyu şöyle dile getirmiştir: “Hamd olsun O Allah’a ki sizlerden cahiliye âdeti olan soy-sopla övünme hastalığını giderdi. İnsanlar iki kısımdır: Ya Allah’tan gereği gibi sakınan ve şerefli olan; ya da Allah’a karşı asi ve şaki olan! Değilse insanların tümü Âdem’in oğullarıdır. Âdem’i de Allah topraktan yaratmıştır. Müslümanlar kardeştir. Hiç birinin diğeri üzerinde takva dışında üstünlüğü yoktur.”

Bilindiği üzere cahiliye döneminde iki Arap kabilesi arasında taassup ve kabile gayreti neticesinde meydana gelen ve ‘Buas Harpleri’ olarak bilinen bir asabiyet mücadelesi vardı. İslam’la birlikte bu iki kabile kardeş olmuş ve neticede bu harpler de sona ermişti. Ancak Yahudiler Allah’ın dinine ve elçisine olan düşmanlıklarını her platformda dile getiriyor ve uygulamaya koyuyorlardı.

Yine bir gün bu iki kabile gençleri bir arada otururken bir Yahudi bu iki kabile arasında cahiliye döneminde meydana gelen ‘Buas’ harplerini hatırlatarak aralarına tekrar asabiyet tohumunu ekmeye çalışmış ve bunun üzerine de bu iki kabileye mensup gençlerin asabiyet duyguları yeniden depreşmiş ve ‘Harre’ denen bir mevkide savaşmaya karar vermişlerdi. Tam birbirleriyle vuruşacakları sırada Allah Resulü çıka gelir.

Onlara kızgın ve üzgün bir halde şöyle hitap eder: “Ey Müslümanlar! Allah’tan korkun! Ben daha aranızdayken, Allah size doğru yolu göstererek sizi İslam sayesinde cahiliyet küfründen kurtarıp aranızı bulduktan sonra, hala cahiliyet davası olan asabiyete, küfre mi dönüyorsunuz?”

Bu titizliği sahabede de görmek mümkündür. İranlı bir sahabe olan Selman-ı Farisi’ye kızgınlığı nedeniyle ‘Nesebini söyle!’ diyen Sa’d b Ebi Vakkas’a Sleman-ı Farisi (ra) şöyle demiştir: “İslam’da nesep sahibi olduğumu bilmem. Ben İslam’ın oğlu Selman’ım.”

Bu durumu öğrenen büyük sahabe Hz. Ömer şöyle diyecektir: “Kureyş bilir ki cahiliyet döneminde Ömer’in babası Kureyş’in soylusuydu. Böyleyken işte ben, İslam’ın oğlu Selman’nın kardeşi İslam oğlu Ömer’im. Kendisini cahiliye zamanında yaşamış dokuz babaya nispet eden birinin onların onuncusu olarak cehennemlik olduğunu, İslam’da yaşamış bir babaya nispet edip gerisini saymayanın da babasıyla birlikte cennetlik olduğunu söyleyen hadisi sen hiç duymadın mı?”

Allah’ın o temiz elçisi asabiyet ile ilgili bir hadisinde şöyle buyurdu:

“Bir takım kimseler var ki cehennem kömüründen başka bir şey olmayan kavimleriyle övünürler. İşte bu gibiler bu düşüncelerinden vazgeçmedikleri sürece Allah katında burunlarıyla pislik karıştıran pislik böceği kadar değersizdirler.”

Yine Rasulallah (sav) ashabını toplayarak yaptığı bir konuşmada asabiyet davası güdenlere şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Rabbiniz bir, babanız bir, dininiz de birdir. Arpa’lık sizin ne babanız, ne de ananızdır. O dilden ibarettir.”[1]

 



[1] İslam Vahdeti Ve Irkçılık, Ebu Ala El Mevdudi, Şura Yayınları

Haber Yorum Yaz Yazılan Yorumları Oku

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Kur an ı Doğru Anlayabilmek İçin
Bir Mü min Neler İçin Fedakârlıkta Bulunabilir/Bulunmalıdır?
Çeşitli Vesilelerle Kuran Okuyup Elde Edilen Sevabı Bağışlama Üzerine
Küçük Maxasato’nun Zihnini Kuşatan Sorular!
İki Ayrı Toplum, İki Ayrı Millet
Entellektüellik Adına Hadisleri İnkar Etmek Hastalığı
Bir Kimse hem Müslüman ve Hem de Marksist vs Olabilir mi?
Zulüm Nedir ve Kimler Zalimdir?
Parayla İmanın Kimde Olduğu Belli Olur mu?
Suriye Direnişi Üzerine
Laik Sisteme Eleştirel Bir Yaklaşım
Yeni Bir Tarih Bilinci İnşa Etmek Bir Zorunluluktur
Eğitim Ve Global Sömürü İlişkisi
Bürokratik Oligarşi ve Empati Kurabilmek
Deizm Nedir? Günümüzde Deist Müslümanlar
Devlet Nedir? Devlet ve Siyasal Sistem İlişkisi Üzerine
Putperestlik/Paganizm Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Tevhit Üzerine (1)
Tevhit Üzerine (2)
Kelime-i Tevhid’in Anlamı (La İlahe İllallah)
İntihar ve Sabır ilişkisi İntihar Etmenin Hükmü
Dogma Nedir? Farklı Düşünmek Erdemli Bir Tutum mudur?
Cumhuriyet Türkiye’sinde Öteki Olmak?
KÜRT DEVLETİ Mİ YOKSA...
İslam Bilgeliğe ve Hikmete Karşı mıdır?
Güya Anti-faşist Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğrencilerinde Faşist İzler
Diyalektik Üzerine
Noel Ve/Veya Yıl Başını Kutlamak
İslam Ve Batı Felsefesi Üzerine Küçük Bir Değerlendirme
Dört Erkekle Evlilik Üzerine Kadınlar Neden Dört erkekle Evlenemezler?
Eğitimde Sorun Çözümlemede Sıra dışı Bir Yöntem
Kiralık Hocalar Enkazında Özgürlük Arayışı
Din Adamı mı Yoksa Dininin Adamı mı olmak
Siz de Atalar Dininden misiniz?
Kur’an’ın Tarihselliği Üzerine
Milliyetçilik, Ulusalcılık, Kavmiyetçilik, Asabiyet ve Ayrışma Üzerine (I)
İslam’ın Kavim ve Kabile Gerçeğine Bakışı (2)
Ulusalcılık/Milliyetçilik/Asabiyet: İmanın ve Teslimiyetin Önünde Ciddi Bir Engel (3)
Akiller Toplantısı Üzerine
Esed Askerinin Kalbini Kim Dişledi?
Kur’an’a Göre Millet
Suudi Zengininden On Bin Dolar!
Demokrasi Oyunu
Emek Mezhebinin Kurucusu R. İhsan Elaçık a
Marksist Birine Cevap
Demokrasi Eleştirisi (I)
Demokrasi Eleştirisi (II)
UZUN ADAMI ACIMASIZCA ELEŞTİRMEK
İnzivaya Çekilmek Kalabalıklar İçinde Yalnızlığa Bir Panzehir
Kutsal Üçlü: Vatan, Bayrak ve Devlet
Kur an Müslümanlığı Üzerine
Korkularımızın Gölgesinde Özgürlük Arayışı (I)
Seçimlerde oy kullanmanın hükmü nedir?
Korkularımızın Gölgesinde Özgürlük Arayışı (II)
Yersiz Korkulardan Kurtulabilmenin Yolu nedir? (III)
AKP’YE KARŞI MHP-CHP İTTİFAKI VE AKP’NİN SİYASAL DURŞU
TEKFİR ETMEK YANİ ŞU VEYA BU KİMSE KAFİRDİR DEMEK
Kendi Kutsallarıyla Çatışan Sözde Özgürlükçü Demokratlara
İnzivaya Çekilmek
Ölüm Gerçeği Ve Kabir Ziyareti
Partiler… Belki de Ülkemizde Kısır Tartışmaların Asıl Nedeni de Budur?
Dikkat! İzleniyorsunuz…
İNSANLAR ÜÇ GRUBA AYRILIR...
İLAHİYATÇILIK BİR MESLEK MİDİR?
Kesin Ayrılık
TÜRK DEMOKRASİSİNİN YAKIN TARİHTE YAŞADIĞI BİR ÇELİŞKİ
ULUSUN KUTSALI: BAYRAK
Soma daki Ölümler Üzerinden Kirli Siyaset
Eğitim Felsefesi Ve Uygarlık Sorunu
Türkler Türkleri Arkadan Vurunca
Batının Ütopyası, İslam’ın Gerçeği
ACABA SİZCE KİM TERÖRİSTTİR?
CHP ADAYI EKMEL BEYE
Dini Siyasete Alet Etmek Veya Din-Devlet İşlerini Ayırmak
Yenilgi ve Zafer, Zenginlik ve Fakirlik: Diyalektik Kıskaçta İmtihan
Seçici Olmak Ve İslam Hukuku
İslam’da Güzel Ahlak ve Devlet İlişkisi
GEÇİMLİ BİR KOCADAN ALLAH İÇİN GEÇİM DERSİ
GERÇEK ALİM KİMDİR?
BU NE BİÇİM VALİ BÖYLE?
TASAVVUFTA CEZBE, VECD VE İSTİĞRAK HALLERİ
Âlim ve Cahil
EY YOLCU! DUR VE DİNLE!
GÖZÜNÜ SALT DÜNYA HAYATINA DİKMEK

YAZARLAR
İshak BIÇAKCI
 YENİ NESİL DİN DİLİ
Mustafa ÖZTÜRK
 Kendi Milletine Silah Sıkan Alçaklar İdamla Yargılanmalı ve Asılmalıdır!
Mustafa KÜÇÜK
 UZUN ADAMI ACIMASIZCA ELEŞTİRMEK
Bünyamin ÇETİNKAYA
 GENEL BAŞKAN OLSAYDIM!
Nazım KURUCA
 BİR BAŞARININ ÖYKÜSÜ: BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ
Yakup ALTIYAPRAK
 GÜNAY ÇAKIROĞLU
Sefer ÖZKAYA
 CEP TELEFONUN ZARARLARI
Feyza ALİUSTAOĞLU
 YEŞİLGİRESUN BELEDİYE SPOR-FİNAL GENÇLİK MAÇI: MAZERETİ OLMAYAN YENİLGİ
Şenol SANCAK
 Kan Çiçekleri
Mehmet FATSA
 Görele nin Kimliğini Temsil Eden Tarihi Eser:Hasan Ağa Cami
Bünyamin ÇETİNKAYA
 BİLEMİYORUM…
Suat HAKTANADAM
 GİRESUN KALESİ ATAPARK’A YUKARIDAN BAKIYOR
Mustafa ÖZDEMİR
 AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR
Mustafa TÜRKMEN
 BİYOTEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ KURULUYOR!
Kazım Özer KESKİN
 Başka çaremiz yok…
12
 
Haberci 28
E-mail:
bilgi@haberci28.com  web: www.haberci28.com